Biz bu işi kaptık artık, bundan sonraki aşama işi para kazanmaya dökmektir. Yoksa böyle cepten yiyerek nereye kadar, ama bu sefer bayaa nizami çalıştık, giren çıkan pek cüzi. Bedirimin bekarlığa veda partisinden bahsediyorum (bundan böyle b.v.p. olarak anılacaktır). İki gün önce türk standartlarını zorlayan bir b.v.p. organize etmiş bulunuyoruz ben ve Pi.
Hazırlıklara bi hayli geç başlamış olmamıza rağmen - 1 hafta önce gibi - iyi kotardık işi. Malzeme alışverişiyle geçirilmiş bir ctesi günü - ki öyle normal bir ctesi değil, bayramdan önceki son ctesi olması sebebiyle bolca teyzenin tahtakale sokaklarında fink attığı bir ctesi günü olarak sabahtan tahtakalenin birci ve pi tarafından yeniden fethi, akabinde galata kulesi yakınlarındaki mekanın (galata life teras) Pi'ye gösterilmesi ve food tasting ve son olarak etilerdeki parti magazasından birkaç malzemenin temini şeklinde geçen 6-7 saat.. Bu fiziksel aktivite kısmıydı, tabii bunun öncesinde gecenin planlamasının yapıldıgı, malzemelerin belirlendigi zihinsel aktivite kısmı vardı ve bu zihinsel çalışma geceye katılabilecek yeni yeni oyunlar, playlist hazırlanması, getirilebilecek sürpriz konuklar vs bağlamında etkinlik gecesine kadar devam etti. Ve b.v.p. anı geldi çattı..
Birci ve Pi önceden mekana gidip tüm hazırlıkları itinayla ve ihtişamla tamamladık. Bir köşede gelin/damat foto blogumuz, terasın tüm kenarlarına astıgımız rengarenk balonlar, sandalyelere önceden serpilmiş aksesuarlar, masaya dagıtılmış menu/i ler ile misafirleri karşıladık. Sabırsızlıktan ve hiçbişey bilmemenin merakından çatlamak üzere olan Bedir saat 19.00'da ofisten koşarak çıktı. Kendisine sadece Tuyap otoparka parketmesini söyledik, daha da bi bilgi vermedik, hakkı budur zaten.. 19.30 olmadan neredeyse arabayı parketmişti uyuz. Biz de biraz daha zaman kazanmak ve herkesin Bedir'den önce gelmesini saglamak için ona midye dolma alma görevi verdik. Yaa işin aslı zaten canımız çekmişti, alıp masalara koysak mı diyoduk ama üşeniyoduk, isabet oldu bu görev. Bu arada da herkes pek güzel geldi mekana. Terastan Bedir'in gelişini görüp aşağı seslenip yerimizi belli ettik sonunda.. Arkadaşım eşek şarkısıyla kendisin karşıladık ve gece başladı.
Müzik eşliğinde sohbet, biraz da yeme içmenin ardından ilk oyuna geçmenin vakti geldi tabiii. İlk oyunumuz Bedir testisi idi. Bedir'i ne kadar tanıyorsunuz konseptli gerzek sorular içeren bir test. Aşağıda bknz. test çözen Bedir fotosu.. Birinciye de hediyemiz son zihni sinir procesi olan "çanta için orkidlik". Akaaabinde misafirler tatlı tatlı diye tutturunca pastamız geldi, üzerinde çük şeklinde mumları ile. Pastadan sonra hoppidi hoppidi biraz tepindikten sonra ikinci oyunumuz olan gruplar halinde "tuvalet kagıdı ile gelinlik tasarlamaca" başladı. Üçerli gruplar içerisinden 1 kişi manken, 2 kişi stilist olarak ellerindeki tuvalet kağtları ile Bedir için gelinlik tasarladılar.. Böyle bir ciddiyet böyle hummalı bir çalışma cemil ipekçide bile görülmemiştir. Bknz fotolar.. Oy birliği ile birinci olan gruba aynı zihni sinir hediyemizden verdik. Biraz daha laylaylom oyalandıktan sonra son oyunumuz olan "civana hıyar takmaca" başlasındı artık dimi.. Sırf bu oyun için taa etilere gitmiştik işte o malum ctesi günü, ama dirty bir oyun barındırmayan partiye b.v.p denir miydi hiç? Maalesef memleketimde b.v.p. anlayışı çok yaygın olmadıgından malzeme bulmakta epey zorlandık biz de. Sexshopların da kalitesinden ve eğlenceli malzeme çeşitliliğinden emin olmadıgımız için ziyarette bulunamadık. Halbuse yakın zamanda birimiz bir yurtdışı seyahat yapmış olsaydı, hele ki amsterdam falan, manyak malzeme edinirdik, dükkan bile açardık. Böyle bir işe girsek mi diye de düşünmedik degil tabii, her zihinsel girişimci türk gencinin dönem dönem kendi işini kurma gazına gelip sarfettiği düşünceler gibi bizim de kafamızda döndü durdu b.v.p. konseptli ürünler yurtdışından getirtsek ve burda ister dükkanda ister online satıversek diye. Güzel ülkemin yalniz insanı oturduğu yerden hep ister böyle girişimler yapmış ve kısa yoldan köşeyi dönmüş biri olmak, hep özenir hani, "şu yemeksepetini düşünene helal olsun köşeyi döndü şerefsizler, şu biletix i kuranlara vallaha bravo, gerçi ben de düşünmüştüm ama işte para yoktu o vakit girişemedim" gibisinden yeryer övgü yeryer küfür dolu hislerle.


Neyse konumuzdan sapmayalım, cıvana hıyar takmacada kalmıştık, işte bu oyun pek rağbet gördü tabii, en dirty oyunumuz olunca. Kapı arkasına asılmış yarı çıplak çizgi karakter cıvanımız bir yanda, gözleri bağlı elinde vantuzlu şişme hıyar tutan genç kızımız öte yanda, kızımızı hababam döndür cıvana yolla şeklinde gerçekleşen oyunda o hıyarcan nerelere yapışmadı kiii, cıvanın koluna mı dersin, kafasına mı dersin, kapının yanında duran fotobloga mı dersin, ne dersiiin umarım beni affedersiin.. Bu cıvan oyunuyla da bolca gülüp eğlendikten sonra son olarak yapıp yapmamakta pek emin olamadığımız dilek fenerini getirdik ortaya. Hani şu hot air balloon mantıgıyla işleyen, kagıttan yapılmış gövdesini altındaki mumu yakarak sıcak havayla doldurdugumuz ve bıraktıgımız anda geri gelmemecesine semaya yükselen renkli fenerimsi şey.. Önce bihayli tedirgin olduk, ya cok yükselmezse de etraftaki çatılardan birine inerse, takılırsa yangın çıkarırsa, ya da bizim kafamıza düşerse aynen çıktıgı gibi falan diye, bi 10 dakika ellerimizle tutarak gövdenin sıcak havayla dolmasını bekledik. Sonra zaten o gövde parmaklarımızı zorlamaya başladı biraz biraz, baktık çıkacak yukarılaraaa artık yerinde duramıyo, bıraktık biz de. Gerçekten çok güzeldi, pembe fenerimiz aldı başını yükseldi gökyüzüne, küçücük olana kadar da gördük, galata kulesinin tepesine dogru süzüldüüüüüü... Sonra da gözden yitti.. Ve gecenin ve dolayısıyla bu yazının da sonu geldii. Gökten üç fener düştü, biri gelinimizin kafasına, biri organizatörün kafasına, üçüncüsü deeee cıvanın kafasınaaaa..