31 Ağustos 2014 Pazar

Anne ben hipster mı oldum?

Şu an dışarıdan bakınca hal ve gidişatımın tam olarak karşılığı 'görmemişin festivali olmuş' olsa gerek. Hayatta bazı şeyleri geç keşfetmek insanı böyle modlara sokuyorsa demek. Her ne kadar görüntü, ruh hali ve tavır bağlamında 25i zorluyor olsam da resmi kayıtlara ve Tarancı'ya göre yolu yarıladık. Neyse kuzum bu bahsi kapatık konumuza dönelim..

Gitmeden önce ortamın ergen cehennemi olacağı yönünde şüphelerim yok değildi. Ama iki tatil planı arasında seçim yaparken, hatta kaporamı yakma riskini göze alarak diğer dinlenmeceli alternatiften vazgeçip coşmacalı festival planına geçiş yaparkenki amacım da zaten biraz çılgınlık yapmak değil miydi? Hem kim demiş festival işi ergen işi diye? Ergenken zamanımız boldu ama bu kadar büyük bir organizasyona girişecek paramız yoktu herhalde, ya da yeterli ilgimiz yoktu, ya da daha kötüsü böyle oluşumlardan bihaberdik. Sonuç olarak her telden, her yaştan karılımcı ortamı şenlendirmek üzere hazır kıta görev başındaydı orada.

Peki ergenliği geçtik diyelim, son senelerde neden müzikal temalı bir seyahat planı gelişmemiş ne bende ne yakın çevremde, bunun sebebini bilemedim. Ben sanırım zaten müzik zevkimi geliştirmeyi hayli askıya almıştım kaç senedir, playlist'ime bile dokunmayalı belki 5 seneden fazla olmuştur. Zaten rutine bağlanan ev-iş-ev yolculuklarım sırasında maruz kaldığım müzikal kısırdöngüm farketmeden müzik zevkimi köreltmiş olmalı. Son zamanlarda bundan ben de çok sıkılmıştım ve playlistimi komple silip yepisyeni şarkılarla yeniden doğmak istiyordum ama üşengeçlik hastalığını bilir misiniz? Şu an bu hastalığı detaylarıyla açıklama fikrinden bile imtina etme halidir!

Aslında radyo dinlediğim zamanları özlüyorum galiba, radyolu kasetçalarımda sürekli boş kaset bulundurup, okuldan eve geldiğim gibi radyoyu açıp kasetçaların REC ve PAUSE tuşlarına aynı anda basıp her an kayda hazır bir şekilde radyo dinlediğim zamanları..

Neyse doğru zaman bu zamanmış, gittik gördük, hayran kaldık, müzikal bünyeyi geliştirmeye sözler verdik. Müzik ruhun gıdasıymış, klişe olsa da dil din ırk ayırmaksızın kitleleri yakınlaştıran bir sihirmiş tecrübeyle sabitledik ve geldik. Geldik de ne oldu? Aklımız özgürlük adasında kaldı.. Komple yeni tanıdığımız, duyduğumuz ama belki de pek yakınlaşmadığımız, çok sevdiğimiz fakat canlı dinleme fırsatı bulamadığımız indie, brit pop, rock, elektronik, DJ, r&b isimlerini tekrar tekrar spotify'dan dinlemek, eksisozlukten aratmak, itunes'dan indirmek şeklinde yaşanan bir yeniyetme heyecanı ile dolduk.. Ama herşeyden öte playlistimde ciddi değişikliklere imza attım, Sezenler başta olmak üzere bir dolu şarkıyı sildim, özellikle de slowları - no more slows- ve 80% oranında bir yenilenmeye doğru gidiyorum.. İşte bu karar paha biçilmez.

Let's Sziget!

To be continued..







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder