16 Ağustos 2010 Pazartesi

bir de rakı şişesinde balık oldum

Zaten balıktım. Ve fakat rakı şişesiyle aram pek iyi değildi. İçerim pek çok, pek çok severim amaa kusma bulantı ve başdönmesi eşiğim pek düşüktür. Bunu da tecrübeyle sabitleyeli beri - nahoş üniversite anıları hiç açmayalım, hatırlamayanlar hatırlayanlara başka güzel anılar anlatsın - pek temkinli bi rakı içicisi oldum çıktım. Ee bu işler temkinle olunca zevkine varılmıyor tabii. Gel gör ki 31 temmuz itibariyle başladığım ve 13 gun süren yeme içme maratonunda kendim bile hayretler içinde kaldım gösterdiğim performansa. Tatil dediğin böyle olmalı, yemeli içmeli ama ne mide bulanmalı ne kusmalı. Hal böyle olunca balık da kendini rahatlıkla rakı şişesinin enginlerine bırakıverdi.

Yeşille mavinin buluştuğu Birdthebed kadar olmasa da özlerim ben seni Sivrice, viledayla ahtapotun buluştuğu ey cennet mekan..

Ve sonra Şehnaz gerçeklerin farkına varmış. Neden ben rakı şişesinde günümü gün ederken kendisi bir yandan dev fanusunun dışbükey camından dünyayı şaşı olarak anlamaya çalışarak bunalıma girerken bir yandan da dışbükey babamın kendisine verdiği lezzetsiz saman ile yetinmek zorunda kaldığını sorgulamaya başlamış. Ve ölüm orucuna girmiş. Ben tüm bunlardan bihaber 70lik senin 1ltlik benim şişeden şişeye gönül eğlendirirken kinci Şehnaz o derbeder halini görüp vicdan azabını bana derinlemesine yaşatmak için son nefesini vermeden önce dönüşümü beklemiş. Ve sonrası acı son..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder