14 Eylül 2014 Pazar

Yalnızlık zor zanaat azizim

İnsanın kendini çok yalnız hissettiği anlar vardır ve o anlarına eşlik eden şarkılar..

İstiklal caddesinin en cafcaflı saatlerinde meydandan Asmalı'ya kalabalıkları yararak yürümeye çalışırken, bir yandan adımbaşı bir müzikmarket veya dükkandan yükselen müzikal curcunayı bastırmak için kulaklıktan son ses olarak dinlenen Ize of the world - Strokes

Doldurboşalt motorlar yerine henüz keşfedilmemişliğinden kaynaklı sakinliğiyle şehir hatları ile Beşiktaş'tan Üsküdar'a geçerken en kuytu köşelerden birinde sırtın insana yüzün boğaza dönük tünemişken karışık şarkı listesinde birden denk gelen Beyond - Daft Punk

Geceyarısı yatmak için yatağa girdiğinde kolunda gece boyunca seni rahatsız etmesi muhtemel bilekliği farkedip 15 dakika boyunca şekilden şekle girip bilekliği çıkarmaya çalışmak fakat lanet olası sıkı bağlanmış bilekliğin bir türlü gerekli esnekliğe kavuşmaması sonucu göz pınarlarında yaş birikmesi durumu. Gündüz olsa karşı komşudan yardım isteyecek kadar kendini çaresiz hissetmek ve 5 dakika daha çıkmazsa bilekliği kopararak kolunu bu mahkumiyetten kurtarmayı göze almak. Bu esnada kafada eşlik edebilecek tek parça tabii ki İbrahim Tatlıses'ten Yalnızım Dostlarım

Duştan yeni çıkmış en bornozlu ve saçlarından şıpır şıpır sular damlayan halindeyken normalde gerçekten hiç çalmayan kapının çalmak için en uygunsuz zamanı bulması ile yaşanan şoku atlattıktan sonra çita hızıyla giyinip kapıyı açıp karşında bir alarm firmasından gelen yetkilileri görünce yaşanan hayalkırıklığı ve tabii ilgilenmediğini belirttikten sonra bünyede yaşanan 'ya alarm taktırmadığıma beni pişman etmek için evime hırsız gönderirlerse' konulu tedirginlik.. Ben buna Radiohead - Paranoid Android öneririm

Böcekleri tiksinti, tedirginlik ve acıma arasında gidip gelen hislerle öldüremeyen bir insan olarak yine bornozlayken banyoda ayakların arasından fıtı fıtı geçip çamaşır makinasının altına giren bir karafatma ile karşılaşılan an. Yapılabilecek hiçbirşey yok! Eve yeni taşınıldığı için böcek ilacı sprey bile yok! Hemen banyodan çıkılır ve banyo kapısı kapatılır. Yamukluğundan sebep altında 3 parmak boşluk olan banyo kapısının altına yerbezleri tıkılır ama böcek bu durdurur mu kolay kolay onu engeller! hızlı bir şekilde giyinilip bakkala gidilir, sinekkovar var sadece ama olsun ona da şükür, koşa koşa eve geri gelinir.. Hala kaçtığı yerde olup olmadığını bile bilmediğimiz karafatmanın sözde bulunduğu çamaşır makinası altına sağına soluna bir kutu sinekkovar sprey boca edilir, bir yandan akla Gezi parkına sıkışmış gazlanırken hissedilen ölümcül duygular gelir ve karafatmaya empati duyulur ama biz Gezide ulvi bir amaç için bulunurken bu muameleye maruz kaldığımız ve karafatmanın evimde beni tedirgin etmekten başka bir amaca hizmet etmediği kendimize hatırlatılır! Sık bakalııım, sık bakalıııım sinekkovar sıık bakalıııım! Ha bu arada her an hızlıca makinanın altından çıkması ihtimaline karşı da boşta kalan elde sert tabanlı bir ayakkabı tutulur. Zira böceğin üstüne basabilmek gibi bir yetenekten de yoksundur bünyemiz. Ve sonunda hedef görünür, gazdan sersemlemiş, daha fazla dayanamamış kendini açık alana atmıştır. Onun sersemliğinden faydalanan avcı da tepesine ayakkabıyı indiriverir. Ortamın temizliği vs derken bir karafatmaya ayrılan bütün bir geceden sonra akıllarda Alanis Morisette - Uninvited çalmaktadır..

Hadi bu da to be continued..