Bloğumu artık sevgili günlük moduna sokmak için yeni karar aldım, ya da yine karar aldım. Ama bu kararımı hangi oranda uygulamaya geçireceğimi kestiremiyorum. Bir süredir, belki iki senedir karar alan yerlerime kramp girmiş sanki. Bir süre taşınma bahanesini öne sürdüm, yalnız yaşamaya başlayınca daha bir konsantre olacaktım ve başarıya giden yolda kim tutardı beni. Ee sonra eve çıktım, kendime ve yapmak istediklerime hakkıyla vakit ayırabileceğim bundan daha uygun bir doğal ortam, yaşam alanı olabilir miydi? Yine bir süre erteledim yapacaklarımı.. Akabinde Gezi geldi. Hepimizi sarstı salladı, daha önce tanık olmadığımız bambaşka bir dünyaya götürdü, gündüzleri gerçek yaşantımıza devam ederken, geceleri gezide sürreal bir yaşam formu tanıdık ve çok sevdik. Planmış, gelecekmiş, hedefmiş, kararmış hepsini bir kenara bıraktık, anı yaşadık. Çünkü an çok güzeldi, an çok içtendi. İlk defa sokakları sevdik, otobüste yanımızda oturan şehirliyi sevdik, mendil satmaya çalışan çingene çocuğu sevdik. Zaman durdu, kimse karar alamazdı. Sonra o da bitti, ev hayatımıza geri döndük. İşte belki tam başlayacaktım artık, ama bahane çok, malum dev duygusal sallantı, uzunca bir süre de bunun çatısı altına sığındım; saçaklarından vicdan azabım damlarken. Acımız büyük diye mal gibi oturmayı hak ettiğimi düşündüm uzunca bir süre. Oturdum da.. Ama neyse ki büyük acıların mal gibi oturtma efektini alana gaz verme efekti hediye oluyor genelde. Bu süreçte bir iki adım attım aslında; kedim var mesela artık, yogaya başladım, San Francisco'ya bilet aldım, dövme yaptırdım gibi.. Sayınca fena görünmedi gözüme.. Afferim bana, boş durmamışım mala bağlamışken bile.. Neyse artık yaz geldi, şimdi nedir beni bağlayan? Hiçbirşey.. Ölü toprağını üzerimden atmam gerekir sanki. Kilim altına itilmiş kalan planları yüzeye çıkarıp sıraya koysam diyorum..
Daha önce bahsetmiş miydim bilmem, küçükken şarkı melodilerini unutmamak için not alırdım. Not almak derken notalarla değil, bayaa bildiğin alfabe harfleri ile not almak. Dıt dıt dırıdıt dıt dırıdıt dıt dırı dıtdıt dırı dıt dıt dırı dıt dıt gibi. Mesela bunun ne olduğunu çıkarabildiniz mi? İşte o zamanlardan itibaren yetkililer tarafından gözlem altında tutulsaymışım şu an bu pozisyonda olmayabilirdim belki de. Hangi pozisyonda mı? 55 m2 evde kediyle saklambaç oynama durumları desem yeterli olur mu?
Kedili yalnız kadın olmak çok zormuş azizim. Çevrendeki herkes tarafından öngörülen yaşlılık senaryosu hazır: evdeki kedi sayısı artarken yalnızlık baki kalır.. İtalyancada duruma özel kullanılan bir kelime bile varmış; Gattara (bknz: http://kedilervekitaplar.blogspot.com.tr/) Peki neden potansiyel Gattarayız? Neden köpekli kadınlar aynı damgayı yemiyor? Çünkü muhtemelen kedili kadınların kedileriyle aralarındaki saykodelik ilişki köpekli kadınların köpekleriyle aralarında oluşmuyor. Mesela ben kedimin yavaş yavaş karakterinin oturması sonucu eve gelen herkesi eskisi gibi sıcak karşılamamasından, hatta bazılarına uyuz olup kendisini destursuzca sevmeye kalkmaları karşısında kendilerine pıhhlamasından garip bir haz alıyorum. Kedim benim bir tek beni sevmeli, benle saklambaç oynamalı. Ben bu güven ilişkisini kurmak için emek sarf ettim, kolay mı öyle gelip cart diye sevgi balonundan nasibini almak? Şimdi tekrar düşündüm de acaba bu tespitimi tüm kedili kadınlara mal etmesem mi? Şahsıma özel ruh hastalığı olabilir zira..
