6 Aralık 2010 Pazartesi

bir ayfon miyaw dedi, minik ayfon kükrediiiiii

Saclarım fena bir durumda. Şekle girmemekte ısrarcılar, tiftik tiftik takılıyorlar fakat her zamanki dagınık karizmamı da yakalayamıyorum bi türlü. Düz desem degil, kıvırcık desem degil, dalgalı desem o bile degil sanki. Dipleri düz, uclara dogru karmakarışık bir şekilde hafiften dalgalanma. Ya yine perma yaptırmam lazım ki öyle olacaksa bir de kıvırcıkların inceliğine karar vermek gerekecek, ya da şu şehir fırsatında mı ne günlerdir promosyonu çıkan brezilya fönünden yaptırmak lazım. Hayır yanlış anlaşılmasın bunalımda falan değilim, şekil şemal değiştirme isteğim tamamen saçlarımın gerçekten kötü görünmesinden kaynaklanıyor. Ama Yav bunalımda sanırım, aylardır yalvardıgım halde dokundurtmadığı saçlarını bir gecede kesme kararı aldı ve ertesi gün de gidip aynen kısacık kestirtti (ki en son tatilde ben kendi ellerimle traş makinasıyla abuk subuk girmiştim saç diplerinden, fakat alet beceremediği için - benim değil aletin başarısızlığıydı kesinlikle - öylesine bırakmıştık saç diplerini). Insan saçlarıyla ilgili değişiklik kararını bu kadar çabuk nasıl verebilir ki? Ben şimdi az önce saçlarıma bişey yapmam gerektiğine karar verdim ya, tam olarak ne yapacağıma karar vermem aylarımı alabilir. İşte bu süreçte de kararsızlıktan bunalıma girmem çok olası. Eeee sonra da haliyle "bunalımdaydım, saçlarımı değiştirdim" diye hissediyor insan evladı, saçlarını değiştirmek için aslında bunalıma girdiğini unutarak. Bir kadın kısırdöngüsü ile karşı karşıyayız..

Saclarımı bir kenara bırakıp hiçbirşey yazmadıgım şu bir aylık süreçte neleeeer neleer oldu kısmına gelmek istiyorum. Önce "Ayfon-A success & revenge story" başlıklı bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Sene 2010, aylardan temmuz. Birci zontra'dan yarı tazminatını almış, bankadaki hesabı hiç görmediği kadar para görmüş mutlu mesut parasını nerelere harcasa şeklinde planlar yaparkene aklına ayfon almak gelir. Fakat sevgilisi ayfon ile ilgili ileri geri konuşarak kendisini vazgeçirmeye çalışır. Bu esnada Birci'nin master işi netleşir ve gördüğü göreceği bu olacak olan ve daha aylarca boş kalacak olan banka hesabısından yarı tazminatını çekip aynen okula yatırır. Bu durumda ayfon hayalinden de vazgeçer. Neden neden sonra sevgilisi yavaş yavaş ayfonsal davranış biçimleri sergilemeye başlar. Ayfon fiyat araştırmaları, kontratlı kontratsız, törksel vodafon karşılaştırmaları yapmalar şeklinde cereyan eden ayfon sevdası sevgilinin bünyesine girmiştir bi kere. Kimi zaman Birci bu araştırmalara destek olurken sevgilideki bu tavır değişikliği sebebiyle kimi zaman hararetli tartışmalar yaşanır. Artık ayfon alınmaya karar verilir. Sevgili birkaç magazada sorar fakat lanet olasıca ayfon hiçbiryerde bulunmamaktadır. Yurdum insanı su gibi ekmek gibi ayfon almaktadır herhalde. Eeee bizim neyimiz eksiktir? Birci bu duruma dayanamaz, bir gun sabahın korunde alakasız bir semtte bir vodafon bayinin önünden geçerken iceri girip ayfon sorar. Evet vardır hem de 5-6 tane. Birci hemen sevgiliye haber salar, sevgili aynı gun içinde bayiiye uğrayıp telefonu satın alııııır. Bu bir mutlu son gibi görünse de aslında asıl hikayenin başlangıcıdır.. Simdi artık sevgilide de ayfon olması Birci'yi her geçen gün ayfon alma konusunda daha da hırslandırmaktadır. Eski hırsı katlanarak geri dönmüştür. Hem artık bir işi de vardır. Kontratlı olarak ayfon almasına bir engel kalmamıştır. Fakaaat intikam soguk yenen bir yemektir, sevgilinin bu hamlesine karşılık Birci sadece ayfon almakla kalmamalı, daha pislik bişeyler yapmalıdır. Düşünsündür, düşünsündür.. Ve karar verilir, sevgili ayfon 3gs almıştır ya, Birci da madem öyle ayfon 4 alacaktır. Birkaç bayiye sorulur fakat o ne, ayfon 4 de piyasada yoktuuuuurr!!!! Olamaaaazdır!!! Ayrıca bir hafta sonra Londra'ya gidilecektir., bu seyahate ayfon ile gidilmelidir. Ama işte ayfon şimdi de Birci'nin bunyeye girmiştir bir kere, hemen hemen hemen sahip olunacaktır ona. Londraya gidilmeden alınacaktır, orada sevgiliye sörpriz! yapılacaktır. Yine yol üstünde bir gün bir törksel bayine sorulur, yoktur malesef ama yarın gelecektir, isterse adını yazdırabilecektir. Ad yazdırılır, yarın olur, öğlen gidilir bayiye, ayfon gelmiştiiir!!! İşlemler bi hayli uzun sürer, kontratlar imzalanır, anında sim kart takılır ayfona cünkü bu karışık bir işlemdir, evde yapmak zordur, telefon rehberi yedeklenir, el sıkışılır çıkılır. Ha bu arada sigorta sorulur, aylık 20 tl oldugu öğrenilir, çüşşş denip vazgeçilir. Yahu anında telefonu acıp bicip verdiler Birci'nin eline, nasıl çalışır, nasıl açılır nasıl kapanır bilen var mııı?? Neyse yavaş yavaş öğrenilir sorun yoktur, Londra yollarında havaalanında karıştırılır en kötü.. Asıl mutlu son buradadır işte.

O gün bugündür (yaklaşık bir aydır) ayfon couple olarak hayatımızı idame ettiriyoruz. Ama ne yalan söyleyeyim ilişkimize hareket geldi, çeşitli ayfon uygulamaları sayesinde, yeni ayfon keşifleri yaptıkça birbirimizle paylaşıyoruz falan, heyecanla birbirimize birşeyler yolluyoruz instant messaging uygulamaları sayesinde:) Gerekirse birbirimizden harita üzerinde mevcut konumumuzu göndermemizi istiyoruz, Hanya'dayım deyip Konya'da çıkan olursa birbirimizi oyalım diye. Sevdim be ben bu ayfonu.. Törksel ayfonlu kontrat konuşma bedeli çok tl, törksel ayfon kontrat internet paketi çok tl, törksel ayfon kontrat mesaj paketi az tl, ayfonla sevgiliye haritada konumunu göndermek paha biçilemez!!!

Gökten 3 ayfon düşer, biri Birci'ya biri sevgiliye diğeri dee hani bana hani bana demiş..